|
|
|
| | | | | | |
|
|
Yağın serüveni ham yağ ile başlar. Yağlı tohumlardan kabuk kırma ve ayırma, pulcuklandırma, presleme, çözücü ekstraksiyonu işlemleri sonucu elde edilen “Ham Yağ”larda trigliseritlerin dışında fosfatidler, sabunlaştırılamayan maddeler (steroller, tokoferoller, hidrokarbonlar vs.), renkli maddeler (klorofil, karoten, gosipol vs.), serbest yağ asitleri, iz metaller, peroksitler, konjuge yağ asitleri, pestisitler, proteinler, aldehitler, ketonlar, trans yağ asitleri, hidrokarbonlar, dimerler, polimerler, steroller, tokoferoller, karotenoidler, klorofil, vitaminler, serbest yağ asitleri, mono ve digliseritler, iz metaller vb. gibi safsızlıklar da bulunur. Bu safsızlıklar arasında yağa özgü doğal minör bileşenler olduğu gibi trigliseritler ve bu doğal bileşenlerden kaynaklanan bozunma ürünleri de bulunmaktadır. Ham yağ içinde bulunan safsızlıkların miktarı ve cinsi bitkilerin yetiştirildiği toprak yapısına ve iklim şartlarına, tohumların depolama şartlarına ve işlenmesine bağlı olarak değişim gösterebilmektedir.
|
|
Yağların insanların kullanımına sunulabilmeleri yani yağın tüketime uygun özellikler kazanması için bu safsızlıkların dikkatli bir şekilde uzaklaştırılmaları gerekmektedir.
Bu ise yağlar rafine edilerek gerçekleştirilir. Rafinasyon işleminde, tüketime engel
olan safsızlıklar; yağın trigliserit yapısını (Şekil 1) bozmadan ve antioksidant
(oksidasyonu önleme) görevi yapan ve E vitamininin sentezlendiği öncü moleküller
olan doğal tokoferollere zarar vermeden uzaklaştırılmalıdır. Rafine edilmiş yağların
çoğunda en az % 98 oranında trigliserit bulunmaktadır. Trigliserit olarak adlandırılan
yağ molekülü, üç yağ asidi molekülünün (R1, R2, R3) gliserol ile birleşiminden (esterleşmesinden)
meydana gelir. Değişik yağ asitlerinin bulunması farklı trigliseritlerin oluşmasına
ve trigliseritlerin kimyasal özelliklerinin değişmesine neden olur. Öte yandan her
yağ çeşidinin kendine özgü bir trigliserit dağılımı vardır. Bitkisel yağlar bunun
yanısıra içerdikleri diğer bileşenlerin de etkisiyle karakter açısından farklılık
arzederler.
|
Yağlar neden önemli bir besin kaynağıdır? Bilindiği gibi yağlar üç temel gıda arasında
(karbonhidratlar, proteinler ve yağlar) en fazla enerjiye sahip olanıdır. Yağlar,
yağda eriyen vitaminleri taşıma özellikleri açısından da vazgeçilmez besin kaynaklarımız
arasında yer alırlar ve vücudumuzda sentezlenemeyen bazı esansiyel yapı taşlarını
içerirler. Bilindiği gibi yağlar, gıdalara lezzet kattıkları gibi unlu mamullerde
ve pastacılıkta çok amaçlı olarak kullanılmaktadır. Son olarak yağlar şimdiye kadar
bahsedilen besin değerleri ve sağlıkla ilgili faydalarının yanısıra, ısıtma aracı
olarak ve gıdaların korunması amacıyla da yaygın olarak kullanılmaktadırlar. Yağlarda
rafinasyon işlemi kimyasal ve fiziksel olmak üzere iki yöntemle yapılmaktadır. Kimyasal
rafinasyonda; fosfolipidlerin giderilmesi (degumming), asitlik giderme (nötralizasyon),
renk açma (ağartma), mumsu maddelerin uzaklaştırılması (kışlandırma-vinterizasyon)
ve koku giderme (deodorizasyon) kademeleri yer alırken fiziksel rafinasyonda ise
degumming, ağartma ve vinterizasyonu takiben son aşamada nötralizasyon ve deodorizasyon
işlemleri birlikte yapılır.
Helvacızade A.Ş. Zade Bitkisel Yağ Rafinasyon Tesislerinde rafinasyon süreci degumming,
nötralizasyon, ağartma, vinterizasyon ve deodorizasyon işlemlerinden oluşmaktadır
ve yaklaşık 36 saatte tamamlanmaktadır. Rafinasyon sürekli sistemlerde el değmeden
gerçekleştirilmektedir. Rafinasyon basamaklarından herbiri proses tekniğine, ekipmanlara
büyük özellikler yüklemektedir.
Helvacızade A.Ş., ekipmanlarının yeterliliği ve teknik know-how bilgisiyle spesifik
işletme şartlarını uygulayarak tüm ürün taleplerini karşılayabilmektedir. Bunun
yanısıra TS-EN-ISO 9001 Kalite Yönetim Sistem Standardına ait şartların yerine getirilmesi
ve Kalite Güvence Sisteminin üretim prosesiyle entegre çalışması üretimde optimum
kontrolü sağlamaktadır. Ayrıca nihai ürün kalitesinin sürekliliği, her aşamada TS-EN-ISO
45001 belgeli akredite laboratuvarımızda gerçekleştirilen titiz analizler ile garanti
altına alınmıştır.
|
|
Zade Bitkisel Yağ tesislerinde her şey, kusursuz, mükemmel bir ürünün üretimini
hedef almaktadır. Üretim süreci, aynı üstün kaliteyi sürekli olarak üretebilecek,
insan hatasından bağımsız, PLC Otomasyon sistemlerinin kontrolündedir. Üretimde
uygulanan en ileri donanım ve teknoloji, mühendisinden çalışanların her birine kadar,
her kademede görev alanların kalite konusundaki bilgi ve inancıyla desteklenmektedir.
|
|
|
Rafinasyondaki ilk işlemdir. Prensipte ham yağın hidratlanmasını kapsar. Fosfolipidler,
proteinler ve gumlar, anhidrat (susuz) yapıları nedeniyle ham yağda çözünürler fakat
hidratlandıkları zaman çözünürlükleri kaybolur. Hidratlanabilen fosfolipidler bu
şekilde yağdan uzaklaştırılırlar. Hidratlanamayan fosfolipidler ise asitle muamele
ile uzaklaştırılırlar.
|
|
Yağlık çekirdeklerin ve meyvelerin bir başka deyişle yağlık hammaddelerin gerek
olgunlaşma dönemlerinde gerekse ham yağ üretim aşamalarında çeşitli etkenlere bağlı
olarak serbest yağ asidi içerikleri yükselmektedir. Yağların insan kullanımına uygun
hale gelmesi için serbest yağ asitlerinin uzaklaştırılması gerekmektedir. Asitlik
giderme (nötralizasyon) işleminde yaygın olarak kullanılan yöntem serbest yağ asitlerinin
sodyum hidroksit (NaOH) ile sabunlaştırılarak oluşan sodyum sabunlarının soapstokla
birlikte uzaklaştırılmasıdır.
|
|
|
Nötralizasyon işlemi sürekli veya kesikli çalışan sistemlerde yapılabilir. Zade
Bitkisel Yağ Rafinasyon Tesislerinde diğer basamaklarda olduğu gibi nötralizasyon
da sürekli sistemlerde gerçekleştirilir. Nötralizasyon işleminde bir ısı değiştirici
vasıtasıyla ısıtılan yağ, mikserler vasıtasıyla gerekli miktarda (stokiyometrik
oranda) alkali ile karıştırılmakta ve oluşan soapstok nötr yağdan yüksek devirli
santrifüj seperatörler yardımı ile ayrılmaktadır. Nötr yağın bünyesinde kalan sabun
ise ikinci bir seperatörde suyla yıkama yoluyla yağdan uzaklaştırılır.
|
|
Ayçiçek, mısır, pamuk,aspir, pirinç gibi yağlar oda sıcaklığında çözünmeyen waks
molekülleri içerirler. Wakslar yağda çökerler ve bulanıklığa neden olurlar. Yağın
depolama şartlarından bağımsız olarak berrak ve parlak kalmasını sağlamak için muameleden
geçirilmesi gerekmektedir. Bu işlemler vinterizasyon ve dewaksingdir. Vinterizasyon
işleminden aşağıda ayrıntılı olarak bahsedilecektir.
|
|
|
Yağların renkleri içerdikleri ve kendilerine özgü renk veren lipokromlardan kaynaklanmaktadır.
Bitkisel kaynaklı yağlarda bulunan en yaygın doğal renk maddeleri alfa ve beta karoten,
ksantofil ve klorofildir. Ancak uygun olmayan sıcaklık, nem ve oksijen gibi şartlar
altında depolanan ve düşük kaliteli hammaddelerden elde edilen yağlar doğal renk
maddeleri yanında oksidatif tepkimeler sonucu oluşan ve yağa koyu renk veren bileşenleri
de içerirler. Bu tür yağların ağartılması da daha zordur.
|
|
Günümüzde yağların renklerinin açılmasında uygulanan en yaygın yöntem, yağdaki renk
verici pigmentlerin, kalan fosfolipidlerin, oksidasyon ürünlerinin, iz metallerin,
sabun kalıntılarının adsorbanlarla tutulup daha sonra adsorbanların filtrasyon yardımı
ile yağdan uzaklaştırılmasıdır. Bu metodda adsorban olarak yüzey aktivasyonu yüksek
ağartma toprakları kullanılmaktadır. Ağartma işlemi yüksek sıcaklıklarda (95-110oC)
yapıldığı için yağı oksidasyondan korumak amacıyla vakum altında yani oksijensiz
bir ortamda gerçekleştirilir. Son olarak ağartma işlemi yağların tad stabilitesini
(kararlılığını) artırıcı bir etkiye de sahiptir.
|
|
|
Safsızlıklar degumming, nötralizasyon, dewaksing ve ağartma işlemleri ile uzaklaştırıldıktan
sonra bazı yağlar yağı matlaştıran, görünüşündeki albeniyi azaltan ve düşük sıcaklıklarda
çökme eğiliminde olan bileşenler içerirler. Bu bileşenler yağın cinsine bağlı olarak
özellikle ayçiçek, mısır, pamuk, pirinç ve zeytinyağı gibi yağlarda wakslar (uzun
zincirli yağ alkolleri), stearinler ve erime noktası yüksek olan doymuş gliseridlerden
oluşurlar. Vinterizasyon kademeli olarak soğutulan ve düşük sıcaklıklarda yavaş
bir karıştırma eşliğinde bekletilen yağda oluşan kristallerin süzülerek uzaklaştırılması
işlemidir. Vinterizasyonda kristallenmeyi başlatmak ve süzmeyi iyileştirmek için
vinterize toprağı; “perlit” kullanılmakta ve süzme işlemi ile yağdan ayrılmaktadır.
|
|
|
Bu işlemin amacı yağa koku, tat-aroma, asitlik ve renk veren maddelerin uzaklaştırılmasıdır.
Deodorizasyon işlemi sırasında yağdan uzaklaştırılan maddeler; sabunlaşan maddeler
(serbest yağ asitleri, kısmi gliseridler, metilik esterler, mumsu maddeler), sabunlaşmayan
maddeler (parafinik hidrokarbonlar, olefinik ve poliolefinik maddeler, steroller,
triterpenik alkoller) ve oksidatif tepkimeler sonucu oluşan ürünler (aldehitler,
ketonlar, peroksitler) olmak üzere üç grup altında toplanır.
Yağa istenmeyen tat ve koku veren maddeler trigliserid molekülündeki yağ asidi zincirlerine
zayıf van der Waals kuvvetleri ile bağlıdır. Bu maddeler yüksek sıcaklıklarda düşük
buhar basıncına sahiptirler. Bu nedenle yüksek sıcaklık (220-300oC) ve
düşük basınç (1-8 mm Hg) altında çalışarak bu maddelerin buhar basınçlarını destile
edilebilecekleri basınca yaklaştırmak mümkündür. Ayrıca, yağa direk buhar enjekte
ederek buharın sürükleyici etkisi ile bu maddelerin yağdan daha kolay uzaklaştırılmaları
mümkün olmaktadır.
|
Buharın yüksek verimle kullanılması, sıcak yağın atmosferik oksidasyondan korunması
ve hidroliz sonucu serbest yağ asitlerinin oluşumunun önlenmesi için deodorizasyon
işlemi vakum altında gerçekleştirilir.
Genellikle deodorizasyon işlemi 220-300oC arasındaki sıcaklıklarda yapılmaktadır.
Ancak yüksek sıcaklık doymamış yağ asitlerinde izomerizasyona neden olmakta ve özellikle
240oC’den yüksek sıcaklıklarda çalışıldığında izomer yapı oluşumu ve
doğal antioksidantlar olan tokoferollerin kaybı hızlanmaktadır.
Deodorizasyon yalnız bir buharla destilasyon işlemi değildir. İstenmeyen koku ve
aroma verici bileşiklerin uzaklaştırılması işine ilave olarak bir takım kimyasal
reaksiyonlar da gerçekleşir ki bunlar deodorize yağın stabilitesini (kararlılığını)
ve kalitesini etkilemektedir.
|
|
|
|
|